Eşit temsil, eşit söz, eşit hak için talep ederiz.EN
DuyuruBizden HaberlerKültür·Sanat·SinemaHukuk

Sanatta Çifte Standarda Hayır!

Sanatta Çifte Standarda Hayır!

Kültür Bakanlığı dizi sektörüne bölüm başına 100 bin dolar destek öngörürken kendi kurumlarındaki sanatçıları yıllardır sistematik biçimde yoksullaştırmaktadır.

SANATTA ÇİFTE STANDARTA HAYIR!

DEVLET SANAT KURUMLARI VE SANATÇILARI, İNSANCA ÇALIŞMA ŞARTLARI İÇİN MUTLAKA DİZİ Mİ ÇEKMELİDİR?

Mehmet Nuri Ersoy tarafından açıklanan ve dizi sektörüne bölüm başına 100 bin amerikan doları destek öngören yeni teşvik modeli, kamuoyuna "kültürel kalkınma" olarak sunulmaktadır. Ancak aynı devletin, aynı bakanlığın; kendi sanat kurumlarında görev yapan sanatçıları yıllardır sistematik biçimde yoksullaştırması, bu açıklamayı kabul edilemez bir çelişki hâline getirmiştir. Bir sezonda bir diziye verilecek destekle kültür sanat alanında kaç eksiğin kapatılabileceği düşünüldüğünde durumun vehameti ortadadır.

Bugün devletin sanat kurumlarında görev yapan kadrolu sanatçılar, ağır bir ödeneksizlik ve yapısal ekonomik daralma ile karşı karşıyadır. Kurumlar; ödenek yetersizliği ya da mevzuatsal bahaneler gerekçe gösterilerek yıllardır demirbaş çalgı alımı yapamamakta, konser kostümü ve sahne kıyafeti için sembolik, göstermelik "mikro" ödeneklerle çalışmaya zorlanmaktadır. Sanatçılar, fiilen kendi çalgısını, kıyafetini ve sahne araç gerecini kendisi temin eden kurum sponsorları hâline getirilmiştir.

  • 4/B statüsündeki sanatçılar yaklaşık 47.000 TL maaşa mahkûm edilmekte,
  • Emekli sanatçılar, özellikle büyükşehirlerde kira dahi ödeyemez duruma itilmekte,
  • "Gerçek zam" yerine uygulanan seyyanen artışlar nedeniyle sözleşme ve mevzuatta açıkça tanımlı olan 1 maaş tutarındaki ikramiyeler eksik ödenmekte,
  • Bu uygulama sonucunda her bir sanatçı ciddi bir gelir kaybına uğratılmaktadır.

Dahası; bugün devlet sanat kurumlarında 30 yıllık mesleki kıdeme sahip bir sanatçının maaşı yaklaşık 83.000 TL'dir. Bu rakam, 3 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının açık biçimde altındadır. Başka bir ifadeyle, devletin en deneyimli sanatçısı dahi, mevcut ücret politikasıyla ailesiyle birlikte insanca yaşam koşullarını sürdürebilecek gelirden yoksun bırakılmıştır.

Bu tablo ortadayken; kamusal sanat üretimini ayakta tutan orkestralara, operalara, tiyatrolara, korolara ve sahne sanatçılarına "kaynak yok" denilirken, ticari dizi sektörüne döviz bazlı teşvikler açıklanması, yalnızca bir tercih değil, açık bir politika beyanıdır.

Bizler soruyoruz:

Devletin sanat kurumları tasarruf kalemi, özel sektör prodüksiyonları stratejik yatırım mıdır?

Kültür politikası, sanatçıyı yoksullaştırarak mı yürütülecektir?

Sanatçının emeği, turizm tanıtımı kadar değerli değil midir?

Astronomik reklam gelirleri elde eden diziler bu desteğe "muhtaç" ise, kendi sanatçınız muhtaç değil midir?

Sanat, yalnızca ihraç edilebilir bir içerik değildir; kamusal bir haktır. Devletin asli görevi, önce kendi sanatçısının onurunu, emeğini ve yaşam koşullarını güvence altına almak, sonra destek modelleri açıklamaktır.

  • Devlet sanat kurumları için acil bütçe artışı yapılmasını ve eksik kalemlerin derhal tamamlanmasını,
  • Demirbaş çalgı ve sahne donanımı alımlarının gecikmeksizin gerçekleştirilmesini,
  • Kadrolu ve 4/B'li tüm sanatçıların insanca yaşanabilir ücretlere kavuşturulmasını,
  • Yoksulluk sınırı altında yaşamaya zorlanan emekli sanatçılar için acil destek mekanizmaları oluşturulmasını,
  • Eksik ödenen ikramiye kayıplarının derhal telafi edilmesini,
  • Düşük ücretli ve güvencesiz 4/B istihdamı yerine, stajyer sanatçı alımlarının yeniden başlatılmasını bir kez daha kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunmaktadır.

Sanatçı yok sayılarak kültür politikası olmaz.

Bu adaletsizliğin karşısında susmayacağız.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Paylaş