
Keyfiyetin Pençesinde

Bir yıl önceden planlanmış, Bakanlık onayını almış ve biletleri satılmış bir konser gerekçesi kamuoyuna açıklanmaksızın iptal edilmiştir.
KEYFİYETİN PENÇESİNDE
KAMUOYUNA
Kamuoyunda ve basın organlarında yer alan bilgilere göre; Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın yaklaşık bir yıl önceden planlanarak ilgili mevzuat çerçevesinde hazırlanmış, Bakanlık makamının onayına sunulmuş, onay sonrası Genel Müdür ve Bakan önsözleriyle basılarak kamuoyuna ilan edilmiş sezon programında yer alan ve yaklaşık 200 sanatçının görev aldığı 20 Şubat 2026 tarihli konseri, gerekçesi kamuoyuna açıklanmaksızın iptal edilmiştir. Oysa söz konusu konserin provaları başlamış, biletleri satılmış ve etkinlik takvimi resmî olarak ilan edilmiştir.
Basında yer alan haberlerde, konserin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hangi somut gerekçeyle iptal edildiğine ilişkin herhangi bir açık ve resmî açıklama bulunmamaktadır. Önceden planlanmış, onaylanmış ve kamuoyuna duyurulmuş bir konserin, hangi hukuki ya da idari nedenle geçersiz kılındığına dair bilgi verilmemesi, ciddi bir belirsizlik yaratmaktadır.
İptal edilen konser; dünyada son derece nadir görülen, olağanüstü bir ses rengine ve ileri teknik yetkinliğe sahip, uluslararası kariyeriyle kabul görmüş kontrtenor Bruno de Sá'nın solist olarak yer alacağı, yaklaşık bir yıl önceden planlanmış ve Bakanlık onayı alınarak ilan edilmiş bir organizasyondur.
Mevzuat uyarınca bu program, Orkestra Şefi başkanlığındaki CSO Yönetim Kurulu tarafından hazırlanmış; Genel Müdür ve Bakan makamlarının bilgisi ve resmî onayı dâhilinde yürürlüğe girmiştir.
Bu denli uzun süreli planlama, uluslararası sanatçı angajmanı ve kurumsal onaya rağmen; biletleri satılmış bir etkinliğin, sanatçılar ve izleyiciler Ankara'ya gelmişken, Kuruma, kamuoyuna ve yurttaşlara herhangi bir gerekçe açıklanmadan iptal edilmesi yalnızca bir organizasyon sorunu değil, kamu yönetimi ciddiyetiyle bağdaşmayan ağır bir idari zaaftır.
Bu yaklaşım, ayrıca bu yıl 200. kuruluş yılını kutlayan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın tarihsel ve kurumsal itibarına açık bir saygısızlık niteliği taşımakta; Türkiye'nin en köklü sanat kurumlarından birini ve basında yer alan iddialara göre iptal kararından sonradan haberdar edilen CSO yönetimini kamuoyu önünde küçük düşürücü bir duruma sürüklemektedir.
Yerli ve yabancı basında yer alan, iptalin solist sanatçının imajı ya da cinsel yönelimi gibi kişisel özelliklerine ilişkin olası "çekincelerden" kaynaklandığı yönündeki iddialar ise ayrıca ve özellikle vahimdir. Böyle bir durumun varlığı hâlinde, bu yalnızca sanatsal bir müdahale değil; doğrudan bir insan hakları ihlali şüphesi doğurmaktadır. Sanatçıların kimlikleri, yaşam tarzları ya da yönelimleri üzerinden ayrımcı muameleye tabi tutulması; Anayasa'nın eşitlik ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle açıkça çelişmektedir.
Kaldı ki Bruno de Sá, daha önce Türkiye'de İzmir ve Bursa Devlet Senfoni Orkestraları ile, yine Genel Müdürlük ve Bakanlık onayı dâhilinde konserler vermiş; bu etkinlikler herhangi bir sorun yaşanmaksızın başarıyla gerçekleştirilmiştir. Aynı sanatçının farklı devlet orkestralarında sahne almasına izin verilip, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası özelinde engellenmesi; eşitlik ilkesine ve idarenin kendi uygulamalarıyla bağlılığı ilkesine açıkça aykırıdır.
Eğer bugün ileri sürülen bir "sakınca" gerçekten mevcutsa; Bu sakınca bir yıl önce neden öngörülmemiştir? Bakanlık bu durumu ancak provalar başladıktan sonra mı fark etmiştir? Yerine konan etkinlik için başka bir tarih belirlenmesi neden mümkün olmamıştır? Söz konusu program hangi değerlendirmelerle ve nasıl onaylanmıştır? Son anda ortaya çıkan hangi yeni, somut ve hukuken meşru neden bu iptali zorunlu kılmıştır?
Bu sorular yanıtlanmaksızın alınan her karar; idarenin öngörülebilirlik, hukuki güvenlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini ihlal ettiği yönündeki kuşkuları güçlendirmekte, kamuoyunda keyfî sansür algısını derinleştirmektedir.
Bu nedenle; – Söz konusu konserin, iddialara göre kuruma dahi bildirilmeden, gerekçesiz ve son dakika biçimde iptal edilmesini açık ve güçlü biçimde kınıyoruz. – Kararın Genel Müdür mü, Bakan mı, hangi makam tarafından ve hangi gerekçeyle alındığının; kamuoyuna resmî, açık ve denetlenebilir bir açıklamayla duyurulmasını talep ediyoruz. – Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın 200 yıllık kurumsal saygın birikimine gölge düşüren bu yaklaşımın tekrar etmemesi için, sanat kurumlarının idari ve sanatsal özerkliğine koşulsuz saygı gösterilmesini zorunlu görüyoruz.
Sanatı, sanatçıyı ve kamusal sanat kurumlarını; her türlü keyfî müdahaleye, sanatsal kararlar üzerinde baskıya, örtük sansüre ve ayrımcı uygulamalara karşı kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

