
BU SAHNE, İKTİDARIN SERMAYEYE TESLİMİYETİNİN BELGESİDİR!

Eskişehir’den Ankara’ya doğru yükselen "Açım!" feryadı, sadece bir işçi çığlığı değil; bir devrin, bir yönetim anlayışının ve koca bir siyasal iradenin sermaye karşısında diz çöküşünün en çıplak özetidir. Bizler; hayatı gözlemleyen, toplumu anlamlandıran ve sözü eyleme dönüştüren kültür emekçileri olarak, maden işçisinin bileğine vurulan o kelepçede bir "güç" değil, derin bir acziyet görüyoruz.
Basına ve Kamuoyuna
Eskişehir’den Ankara’ya doğru yükselen "Açım!" feryadı, sadece bir işçi çığlığı değil; bir devrin, bir yönetim anlayışının ve koca bir siyasal iradenin sermaye karşısında diz çöküşünün en çıplak özetidir. Bizler; hayatı gözlemleyen, toplumu anlamlandıran ve sözü eyleme dönüştüren kültür emekçileri olarak, maden işçisinin bileğine vurulan o kelepçede bir "güç" değil, derin bir acziyet görüyoruz.
Kendi vatandaşına bir lokma ekmeği ve yasal hakkını sağlayamayan bir iktidar, çözüm üretme yetisini kaybetmiş; meşruiyetini halktan alıp, varlığını sermayenin çıkarlarına rehin vermiştir. "Açım" diyene kelepçe vurmak; yönetememenin, anlatacak sözü kalmamanın ve vicdanın yerini soğuk bir devlet aygıtına bırakmasının tescilidir.
Görüyoruz ve İlan Ediyoruz:
Sermayenin Vesayeti: Bugün siyasal iktidar, halkın hakemliğini değil, bir avuç sermayedarın özel mülkiyet gardiyanlığını yapmaktadır. Madencinin alın terini gasp edenlerin değil, hakkını arayanların suçlu ilan edilmesi, devletin tarafsızlığını yitirip sermayenin şubesi haline geldiğinin kanıtıdır.
Korkunun Dışavurumu: O kelepçe, madenciyi durdurmak için değil, iktidarın kendi sarsılan otoritesini gizlemek için vurduğu nafile bir mühürdür. Açlık gibi temel bir insani çığlığın karşısına jandarma barikatı kurmak, toplumsal sözleşmenin tamamen iflas ettiğini göstermektedir.
Ahlaki Çözülme: İşçisini yerlerde sürükleyen bir düzenin; adaletten, kalkınmadan ve insandan bahsetmeye hakkı kalmamıştır. Ortada bir düzen değil, sadece güçlüyü koruyan bir baskı mekanizması vardır.
Kültür Emekçileri Sendikası olarak; sahnedeki bu haksızlığa, bu çaresiz yönetim anlayışına karşı sesimizi yükseltiyoruz. İnsanı merkezinden çıkaran, emeği mülkiyetin altında ezen hiçbir anlayış uzun süre ayakta kalamaz.
İktidara sesleniyoruz: Sermaye karşısındaki bu acziyetinizden sıyrılın! O kelepçeleri işçinin bileğinden çekin. Zira tarih, halkına kelepçe vuranları değil, o kelepçeleri kıran onurlu direnişleri yazacaktır.
Sermayenin Değil, Emekçinin Yanındayız! Baskıya Karşı Omuz Omuza!
KÜLTÜR EMEKÇİLERİ SENDİKASI

